Evliyalar, Alfabetik Evliyalar Listesi
Abdülazîz Bekkine
  30 Mart 2018 Cuma , 23:28
Evliyalar, Alfabetik Evliyalar Listesi; Türkiye evliyaları, İstanbul evliyaları, Abdülazîz Bekkine

gümüşhâneli Ahmed Ziyâüddîn Efendinin Halîfelerinden Mustafa Feyzî Efendinin Talebesi. Adı, Abdülazîz, Soyadı Bekkine'dir. Babası Kazanlı Tüccar Hâlis Efendidir. 1895 (h. 1313) Senesinde İstanbul'da Doğdu. 1952 (h.1372) Senesinde İstanbul'da Vefât Etti. Kabri Edirnekapı Sakızağacı Kabristanındadır.

babası Zengin Bir Tüccar Olan Abdülazîz Bekkine İstanbul Mercan'daki Evlerinde Doğdu. Henüz Okula Gitmeden Kaptan Paşa Câmii İmâmı Halil Efendiden Kur'ân-ı Kerîm Okumayı Öğrendi, Arapça Ve Din Dersleri Aldı. Daha Sonra Dârüttedrîs'e Devam Ederek Bu Mektebi Bitirdi. Bir Müddet Babasının Yanında Çalıştıktan Sonra, 1910'da Âilesi İle Birlikte Kazan'a Gitti. Aslen Kazanlı Olduklarından Orada Binâ Ve Arâzileri Vardı. Otuz Odalı Olan Evlerinin, Çoğu Odalarında İlim Tahsîl Eden Talebeler Barınırdı. Abdülazîz Efendi Bir Müddet Kazan'da Kaldı. Sonra Buhârâ'ya Geçerek Orada Beş Yıl Müddetle İlim Tahsîl Etti. Babasının Vefâtı Üzerine Memleketine Dönüp, Kardeşlerini De Alarak 1921'de İstanbul'a Geldi. İki Anneden, On İkisi Kız Olmak Üzere On Altı Kardeştiler. Erkek Kardeşleriyle Birlikte Asmaaltında Bir Dükkan Açıp Kısa Bir Müddet Çalıştırdı. Sonra Dükkanı Kapatıp Çarşıkapı'daki Bâyezîd Medresesine Devâm Etti. Bu Medreseden Mezûn Olduktan Sonra İlk Olarak Beykoz'da, Daha Sonra Da Aksaray'da Bir Câmide İmâm Olarak Vazîfe Aldı. Sonra Sırasıyla, Yazıcı Baba,kefeli Ve Zeyrek Çivicizâde, Ümmü Gülsüm Câmilerinde İmâm-hatip Olarak Vazîfe Yaptı. Zeyrek'teki Bu Vazîfesi On Üç Sene Kadar Sürdü.

abdülazîz Bekkine Kazan'dan Döndükten Sonra Medrese Arkadaşı Mehmed Zâhid Efendi Vâsıtasıyla Tekirdağlı Mustafafeyzî Efendi İle Tanıştı Ve Sohbetlerine Devâm Etti. Yirmi Yedi Yaşındayken 1922'de Mânevî İlimlerde İrşâd Selâhiyeti Mertebesine Ulaştı. râmûz El-ehâdis kitabını Okutma İcâzeti Aldı. Bütün Hayatı Boyuncaislâmiyeti Öğrenmek Ve Öğretmekle Meşgûl Oldu. Pek Çok Talebe Yetiştirdi. Sohbetleri Tatlı Bir Hava İçinde Geçerdi. Konuşmaları Kısa, Mânâlı Ve Özlü İdi. Bir Gece, Sohbetinde Talebelerine Dedi Ki:

"bir Gün Gelir Danışacak Hocalarınız Da Bulunmaz. Öyle Bir Günde Seçeceğiniz İnsanda Arayacağınız Vasıf Nedir?"

orada Bulunanlar Değişik Şeyler Söylediler. Fakat Bu Cevapları Yeterli Bulmayan Abdülazîz Bekkine Şöyle Söyledi:

"o Kimsenin Sabrını Kontrol Edersiniz. İnsanlarda Riyânın Karışamıyacağı, Anlaşılabilir Tek Vasıf Sabırdır. Sabır Musîbet Geldiği An (ilk Anda) Hiç Şikâyet Edilmeden Sîneye Çekebilme Hâlidir. Şâyet O Kimse İlk Anda Feverân Eder De Sonra Sîneye Çekerse, Ona Sabırlı Değil Tahammüllü İnsan Denir."

bir Sohbetinde De Şöyle Dedi:

"müminin Dünyâya Bakışı Öyledir Ki, Dünyâdaki Zevk Ve Sefâya Bakar, Arkasında Cehennem'i Görür. Meşakkate, Hizmete Bakar, Arkasında Cennet'i Görür. Yâni Müminin Nazarı Dünyâya Takılmaz."

abdülazîz Bekkine İki Defâ Hacca Gitti. İkinci Gidişinde Hacdan Döndükten Sonra Rahatsızlandı. Yakalandığı Rahatsızlıktan Kurtulamıyarak 57 Yaşında 2 Kasım 1952 (h.1372) Senesinde İstanbul'da Vefât Etti. Edirnekapı Sakızağacı Kabristanında Defnedildi.

abdülazîz Bekkine Zekî Bir Kimse İdi. Hangi Meslekten, Tahsîl Ve Kademeden Olursa Olsun Sohbetinde Bulunan Herkes, Zekâ Ve İlmine Hayran Kalırdı. Hoş Sohbet Olup, Meclisinde Bulunanlar Ondan Ayrılmak İstemezlerdi. Sohbetleri Umûmiyetle Sualli-cevaplı Geçerdi. Sohbetlerinde Zaman Da Mevzubahs Değildi. Umûmiyetle Yatsı Namazından Sonra Oturulur, Bâzan Sabaha Kadar Devâm Edilirdi.

buyurdular Ki:

"bu İşin (âhiret Yolculuğunun) Mihveri Allah'ın Muhabbetidir."

"seni Mevlâdan Alıkoydu İse, Dünyâ Bir Çöp De Olsa Dünyâdır."

"peki, Demesini Öğrenmek Lâzımdır."

"islâmiyet Baştanbaşa Mes'ûliyet Ve Mükellefiyettir. Ondan Kaçamayız."

"tâlib Başkasının Yükünü Yüklenip, Kimseye Yük Olmayan Kimsedir."

 

kaynaklar

1) Râmûz-ül-ehâdîs Mukaddimesi

Yorumlar
Kod: 41T71