Evliyalar, Alfabetik Evliyalar Listesi
Ahmed-i Ticânî
  30 Mart 2018 Cuma , 23:33
Evliyalar, Alfabetik Evliyalar Listesi; Fas evliyaları, Fas evliyaları, Ahmed-i Ticânî

tîcâniyye Tarîkatının (yolunun) Kurucusu. İsmi, Ahmed Bin Muhtâr, Künyesi, Ebü'l-abbâs'dır. 1737 (h.1150) Senesinde Cezâyir'in Güneyinde Ayn-ı Mâdî Denilen Yerde Doğdu. Seyyiddir. Peygamber Efendimizin Sallallahü Aleyhi Ve Sellem Mübârek Soyundandır. Dedelerinden Seyyid Muhammed, Ayn-ı Mâdî'ye Yerleşip, Berberî Kabîlelerinden Biri Olan Tîcânlılardan Bir Kadınla Evlenmişti. Bu Soydan Geldiği İçin Ebü'l-abbas Ahmed'e Ticânî Denildi. Ahmed Ticânî 1815 (h.1230)'de Fas'da Vefât Etti. Kabri Buradadır. Soyu, Oğulları Muhammed Kebîr Ve Muhammed Habîb İle Devam Etti. Mâlikî Mezhebindeydi.

dindâr Bir Âile Ocağında Yetişen Ahmed Ticânî'ye, Allahü Teâlâ, Parlak Bir Zekâ, Zihin Açıklığı Ve Din Gayreti İhsân Etti. Yedi Yaşında Kur'ân-ı Kerîmi Ezberledi. Yirmi Yaşına Varmadan Dînî Ve Edebî İlimleri Öğrendi. Peygamber Efendimizin Sallallahü Aleyhi Ve Sellem Mübârek İşlerini Ve Sözlerini İçerisinde Toplayan Sahîh-i Buhârî Ve Sahîh-i Müslim İle Malîkî Mezhebine Ait Din Bilgilerini Anlatan Muhtasar Adındaki Fıkıh Kitabını Ezberledi.

yirmi Yaşına Gelince İhlâsa (herşeyi Allah Rızası İçin Yapma) Kavuşma Yollarını Öğreten Tasavvufa Meyletti. Bu Arada, Talebelere Ders Okutur, Sorulan Suallere Doyurucu Cevaplar Verirdi. İlimde Olduğu Gibi İbâdetlerde, Allahü Teâlânın Beğendiği İşleri Yapmakta, O'nu Anıp, Hatırlamakta Da Pek Gayretli İdi. Genç Yaşta Yüksek Hallere Ulaşma Nîmetine Kavuştu.

sonra, Âlim Ve Velîlerle Görüşüp, Onlardan İstifâde İçin Pek Çok Yolculuk Yaptı. Görüştüğü Kimseler Kendisine İleride Büyük Derecelere Kavuşacağını Müjdelediler. Önce; Ebû Muhammed Tayyîb Bin Muhammed, Ahmed Sakîlî İle Muhammed Zebîbî Vâncelî İle Karşılaştı. Muhammed Zebîbî Vâncelî'nin Onu Gördüğünde İlk Sözü; "sen İlerde Yüksek Bir Mertebeye Kavuşursun." Oldu. Abdullah Bin Arabî; "allahü Teâlâ Senin Elinden Tutar." Buyurup, Bu Sözünü Üç Defa Tekrarladı. Ebü'l-abbâs Ahmed Tavvâş İse, Halveti (yalnızlığı), Zikri, (allahü Teâlâyı Anmayı, Hatırlamayı) Tavsiye Etti. "sabret, Kalp Gözün Açılır." Dedi. Bilâhare Sahrâ Denilen Yere Gelip, Beş Sene Kaldı. Sonra Tilmsân'a Geçti. Tefsîr Ve Hadîs Dersleri Verdi. Bu Sırada Bütün Himmet Ve Gayreti, Allahü Teâlâ İle Beraber Olmak, Dâimâ O'nu Anıp, Hâtırlamak, O'ndan Başkasını Unutmak Oldu. Bu Sebeble İnsanlardan Ve Onların Arasına Karışmaktan Uzak Durdu. Sonra Hacca Gitmek Resûlullah Efendimizi Sallallahü Aleyhi Ve Sellem Ziyaret Etmek Niyeti İle Yola Çıktı. Cezâyir Yakınlarında Ezvâvâ Denilen Yere Gelince, Ebû Abdullah Muhammed Bin Abdurrahmân Ezherî'nin Adını Duydu. Gidip Onunla Görüştü. Ondan Halvetiyye Tarîkatının Yolunu Öğrendi. Zikirler, Tenhâda, İnsanlardan Uzak Ve Yalnız Yapıldığı İçin Bu Tarîkata Halvetiyye Denmiştir. Allahü Teâlânın Yedi İsm-i Şerîfini Usûlüne Göre Söylemek, Kalb Temizliği, "la İlâhe İllallah" Sözünü Dilden Düşürmemek, Devamlı Allahü Teâlâyı Hatırlamak, O'ndan Başkasını Gönlünden Çıkarmak, Bu Tarikatın Temel Husûsiyetlerindendir.

yolculuğa Devâm Eden Ahmed Ticânî Önceden İsmini Duyduğu Şeyh Mahmûd-i Kürdî İle Görüşmek Üzere Gemiyle Mısır'a Geldi. Gelir Gelmez İlk İşi O Zâtı Bulmak Oldu. Şeyh Mahmûd-ı Kürdî Onu Görünce; "sen Allahü Teâlânın İndinde Sevilen Birisin." Buyurdu. Ahmed-i Ticânî; "bunu Nereden Biliyorsun?" Diye Sordu. "allahü Teâlânın Bildirmesi İle." Cevâbını Verdi.

bir Müddet Onun Yanında Kalıp, Hac İçin Mısır'dan Ayrıldı. Vedâlaşırken Şeyh Mahmûd-ı Kürdî Ona Hayır Duâda Bulundu. Mekke-i Mükerremeye Varınca Buradaki Büyükleri Aradı. Ebü'l-abbas Bin Ahmed Bin Abdullah İsimli Mübârek Bir Zâtın Varlığını Öğrendi. Ancak Bu Zât Mânevî Bir İşârete Dayanarak Kimse İle Görüşmüyordu. Bu Yüzden Onunla Bizzât Görüşemedi. Kalben Ona Teveccüh Edip (yönelip) Mânen İstifâde Etti. Pek Çok Sırlara Kavuştu. Hattâ Hizmetçisi Vâsıtasıyla Mektuplaşırlardı. Ebü'l-abbâs Ahmed Bin Abdullah, Ahmed Ticânî'nin İlerde Yüksek Derecelere Kavuşacağını Müjdeledi. "sen Benim İlmimin, Sırlarımın, Kavuştuğum Nûrlarımın Vârisisin." Dedi. Hizmetçi Bunları Duyunca Üzüldü Ve; "on Sekiz Senedir Sana Hizmet Ediyorum. Sen İse, Mağribden Gelen Birini Vâris Ediniyorsun." Dedi. Ahmed Bin Abdullah Hazretleri Hizmetçisine; "eğer Bu Benim İsteğimle Olsaydı, Ondan Evvel Kendi Evlâdımı Bundan Faydalandırırdım." Dedi. Zilhiccenin Onunda Vefât Edeceğini Söyledi. Dediği Gibi Oldu.

ahmed Ticânî Hac İbâdetini Tamamlayınca, Medîne-i Münevvereye Gitti. Peygamber Efendimizin Kabr-i Şerîfini Ziyâret Etti. Ahmed Ticânî Hazretleri Medîne-i Münevvereye Gelince, Burada Evliyânın Büyüklerinden Mustafa Bekrî'nin Talebesi Semmân Diye Tanınan Muhammed Bin Abdülkerîm İle Görüştü. Teberrüken Onun Derslerinde Ve Sohbetlerinde Bulunup, İstifâde Etti. Ziyâretten Sonra, Hac Kâfilesi İle Mısır'a Döndü. Şeyh Mahmûd-ı Kürdî'nin Yanında Bir Müddet Kaldı. Şeyh Mahmûd-ı Kürdî Onun İlminin Biraz Daha Gelişmesi İçin, Müşkil (zor) Meseleleri Sorup, Ondan Bunların Çözülmesini İstedi. Bu Sûretle İlimde Yüksek Bir Dereceye Ulaştı. Hocası, Halvetiyye Yolu Üzere İnsanları Terbiye Ve İrşâd Etmesine İzin Verdiyse De O Buna Cesâret Edemedi. Büyük Velî Mevlânâ İdrîs'i Ziyâret İçin 1777 (h.1191) Senesinde Fas Şehrine Gitmek Üzere Yola Çıktı. Bu Sırada Vecde Şehrine Uğradı. Orada Ali Harzim Bin Arabî İle Tanıştı. Ona İleride Kendisi İle Görüşeceğine İşâret Eden Unutmuş Olduğu Bir Rüyâsını Hatırlattı. Fas'a Varınca Mevlânâ İdrîs'i Ziyâret Etti. Bir Müddet Daha Fas'da Kalıp, Onu Ziyâret İçin Yanına Gidip Geldi.

bundan Sonra Tunus'a Ve Bilâhare Tilmsan'a Geçti. Burada Sekiz Sene Kaldı. İnsanlara Allahü Teâlânın Emir Ve Yasaklarını Anlattı. Bir Çok Yerleri Dolaştıktan Sonra, Sem'un Köyünde Yerleşti. Burada Halvete Girerek İnsanlardan Uzak Durdu Ve Kimse İle Görüşmedi. Devamlı Zikir Ve İbâdetle Meşgul Oldu. Mânevî Perdeler Kalkıp, Yüksek Derecelere Kavuştu. Mübârek Ceddi (dedesi) Resûlullah'ı Sallallahü Aleyhi Ve Sellem Uyanık İken, Baş Gözü İle Gördü. Peygamber Efendimiz Ona Görünüp Çeşitli Zikirler Öğretti. Sonunda Resûlullah Ona; "insanları İrşâd Et. Onlardan Uzak Durma. Bu Sûretle Vâdolunduğun Yüksek Mertebeye Ulaşırsın." Buyurdu. Resûlullah Efendimizin İzni Ve Emri Olduğu İçin İnsanları İrşâd Ve Terbiyeye Başladı. Tasavvufun Esâsını Teşkil Eden Tövbe (günahlardan Pişmanlık), Zühd, (dünyâya Rağbet Etmeme), Sabr, Şükr, Havf (allahü Teâlânın Azabından Korkma), Recâ, (allahü Teâlâdan Rahmetini Ümit Etme), Tevekkül (allahü Teâlâya Güvenme), Rızâ (allahü Teâlâdan Gelen Her Şeyden Hoşnûd Olma), Muhabbet (allahü Teâlâyı Sevme Ve Her An Allahü Teâlâyı Hatırlayıp, O'ndan Başkasını Unutup Gönlünden Çıkarma) Demek Olan Fenâfillah Mertebelerine Kavuştu.

ahmed Ticânî Bilâhare Bulunduğu Köyden 1213 Senesinde Fas'a Gitti. Fas Sultânı Onu Çok İyi Karşıladı. Kendisine Bir Ev Tahsis Etti. Fakat, Kalbi Bu Ev Hakkında Huzurlu Değildi. İçinde Bir Tereddüd Vardı. Bu Sebeple Orada Kalmayı Kabûl Etmedi. Sultan Bunun Farkına Varıp, Onu Bu Hususta Rahatlatacak Şeyler Söyledi. Nihâyet Ahmed Ticânî O Eve Yerleşti. Birkaç Gün Sonra Yakınlarına; "bu Eve Resûlullah Efendimiz Sallallahü Aleyhi Ve Sellemin İzni İle Yerleştim. Fakat Bana Bir Şey Yerine Getirmemi Emretti." Dedi. Yakınlarından Birisi Resûlullah'ın Ona Evin Kirâsı Mikdarı Bir Şeyi Fakirlere Tasadduk Etmesini (vermesini) Emrettiğini Anlatmıştır. Bundan Dolayı Ahmed Ticânî Hazretleri Her Ayın Sonunda Evin Kirâsı Kıymetinde Ekmeği, Fakirlere Verirdi. Vefâtına Kadar Buna Devâm Etti.

ahmed Ticânî Hazretlerinin Talebelerine Ve Sevenlerine Nasihat Edeceği, Onları Terbiye İle Meşgul Olacağı Bir Zâviyesi (dergâhı) Olmamıştı. Bu İşi Bâzan Evinde Bâzan Câmilerden Birinde Yapardı. Bir Gün Resûlullah Efendimiz Kendisine Görünerek Bir Zâviye İnşâ Etmesini, Bunun İçin Kendisine Güzel, Helâl Bir Arâzi Seçmesini Emretti. Ahmed Ticânî Hazretleri Yine Peygamber Efendimizin İşâreti İle Bugün Fas'ta Büleyde Diye Bilinen Derdâs Mıntıkasında Bir Yeri Seçti Ve Burayı Helâlinden Kendi Malı İle Satın Aldı. Bu Arsa Akvemâ Oğullarına Ait Harâbe Bir Yerdi. Kimse Oraya Yalnız Giremezdi. Güvenilir Kimselerden Nakledildiğine Göre, Bâzan Oradan Bir Kalabalığın Zikir Sesleri Gelirdi. Fas Meczûblarının (velîlerinin) Çoğu Buraya Uğrardı. Zâviye Yapılmadan Öncefas'ın Lehbî İsmindeki Meşhûr Meczûbu, Bu Harabeye Gelir, Kulağını Kapısına Koyar Oradan Geçenlere; "buraya Gelin, Zikr Seslerini Dinleyin." Derdi. Ahmed Ticânî Hazretleri Daha Sonra Bu Arsanın Çevresindeki Yerleri De Satın Aldı. Resûlullah Efendimiz, Ahmed Ticânî'ye Orası İçin; "burası Benim Mekânımdır." Buyurdu.

ahmed Ticânî (rahmetullahi Aleyh) Zâviyenin İnşâsına Başlayacağı Zaman, Hasedçiler Hep Birlikte, Zâviyenin Yapılmasına Karşı Çıktılar. Durum Sultana Ulaştı. Sultan, Ahmed Ticânî'nin Çok Kerâmetlerine Şâhid Olduğu İçin Zâviyenin Yapılmasını Emretti. Bunun İçin Ahmed Ticânî'ye Bir Mikdâr Yardım Ve Başka Lâzım Olabilecek Şeyler De Gönderdi. Ahmed Ticânî Belki Bizden Daha Muhtaç Olanlar Vardır Diye Bunları Ona Geri Gönderdi. Onlara Verilmesini İstedi. Sultan; "yanındaki Talebelerine Dağıtırsın." Deyince; "hamdolsun Hepsinin Durumları İyidir" Buyurdu. Sultan; "zâviyeye Harcarsın." Dediğinde; "zâviye, Allahü Teâlânın Yardımı İle Ayakta Durucudur." Buyurdu. Fakat O Sırada Kimse Bu Sözün Mânâsını Anlamadı. Zâviyenin İşlerini Yürüten Talebeleri, Sultandan Gelen Malın Bu Sefer De Geri Çevrilmesinden Çekindiler. Ahmed Ticânî Hazretlerinin Haberi Olmadan Gelen Yardımı Sultanın Adamından Alıp, Onunla Abdesthâne Yaptılar. İnşâat Tamamlanınca, Sultandan Gelen Para İle Yapılan Abdesthânenin Yıkıldığı, Zâviyenin Diğer Kısımlarının İse Ayakta Durduğu Görüldü. O Zaman Bu Sözün Mânâsı Anlaşılmış Oldu.

ahmed Ticânî Hazretleri, Bu Zâviyede İnsanlara Din Bilgilerini Allahü Teâlânın Rızâsını Kazanma Yollarını Öğretti. Allahü Teâlânın Kendisine İhsân Ettiği İlimler Ve Feyzlerden Herkesi Faydalandırdı. Peygamber Efendimizin Sallallahü Aleyhi Ve Sellem Sünnetine Uymakta, Dinden Olmayıp, Sonradan Giren Bid'atlerden Sakınmakta, Dünyevî Alâkalardan Kurtulmakta Pek Gayretli Olduğu Gibi, İnsanları Da Bu Hususda Teşvik Etti.

ahmed Ticânî Hazretlerinin Mûsâ İsmindeki Talebesi Sohbet Esnâsında Çok Suâl Sorardı. Muhammed Selâlî İsmindeki Zât İse Ona Bu Sebeple Darılırdı. Birgün Ahmed Ticânî Hazretleri İkisini De Yanına Çağırdı. Geldiklerinde Muhammed Selâli'ye; "mûsâ'ya Karışma. O Ne Yaparsa Yapsın Ben Onu Severim." Buyurdu.

ahmed Ticânî Hazretleri Halvetiyye Tarîkatına Göre İnsanları Terbiye Ve İrşâd Etti. Bu İrşâd Kendine Mahsus Olduğundan Halvetiyye'nin Ticânîye Kolu Ortaya Çıktı Ve Bu Tarîkatın Afrika'da İslâmiyet'in Yayılmasına Büyük Hizmeti Oldu.

ahmed Ticânî Hazretleri Fas'ta Uzun Müddet Kaldıktan Sonra Çoluk Çocuğu İle Beraber Şam'a Yerleşmeye Karar Vermişti. Faslılara Bu Haber Ağır Geldi. Sanki İçerlerinde Ciğerleri Parçalanıyordu. Bütün Hazırlıklar Tamam Olup Sadece Yola Çıkmak Kalmıştı. Faslılar, Ahmed Ticânî Hazretlerinin Aralarında Kalması İçin Resûlullah Efendimizin Rûhâniyetinden Yardım İstediler. Peygamber Efendimizin Muvâfakatı İle Şam'a Gitmekten Vazgeçince Halk Çok Sevindi.

1230 Yılında 80 Yaşındaydı. Bereketli Ömrünün Son Anlarına Gelmişti. Gece Boyunca; "allah Allah! Bir Nûr Kalbimi Yaktı." Sözünü Tekrarladı. Sabaha Yakın Yanında Bulunanlara Dönüp; "işte Resûlullah Sallallahü Aleyhi Ve Sellem Halîfeleri İle Beraber Geldi, Hepiniz Kalkınız." Buyurdu. Birkaç Kişi Hâriç Diğerleri Çıktılar. Bir Müddet Sonra Rûhunu Teslim Etti.

ahmet Ticânî Hazretleri Beyaz Tenli Nûrânî Yüzlü, Gür Sesli, Susması Çok, Tebessümü Hoş, Sözü, Sohbeti Tatlı, Heybet, Vakar, Hayâ, Firâset Ve Kerâmet Sâhibiydi. Allahü Teâlânın İzni İle Kısa Zamanda Uzak Mesâfelere Giderdi. Gizli Şeyler Kendisine Mâlum Olurdu. Şeyh İbrâhim Reyyâhî İsminde Bir Zât Fas'a Geldiğinde, İlk Önce Ahmed Ticânî Hazretlerini Ziyâret İçin Evine Gitti. Kapıyı Çaldığında, Hizmetçi Çıkıp; "sen Tunuslu İbrâhim Reyyâhî Misin?" Dedi. O; "evet." Deyince, Hizmetçi; "ahmed Ticânî Hazretleri Geleceğini Söylemişti. Buyrun, Girin." Dedi. İbrâhim Reyyâhî İçeri Girince, Odada Başkalarının Da Olduklarını Gördü. Sonra Ona Bir Bardak Süt İkrâm Edildi. Hepsini İçdikten Sonra Ahmed Ticânî Hazretleri Oraya Geldi Ve Ona, Hocası Şeyh Sâlih Kevvâş'ın Vefât Ettiğini, Kendisinin De Onun Cenâzesinde Bulunduğunu Haber Verdi.

cenâzesinde Fas Âlimleri, Eşrafı Ve Devlet İleri Gelenleri De Hazır Bulundu. Cenâze Namazını, Müftü Muhammed Bin İbrâhim Kıldırdı.

büyük Âlimler Ahmed Ticânî Hazretlerini Medh U Senâ Etmişlerdir.

mağrib Âlimlerinden Câfer Bin İdris Kettânî: "büyük Kutb Gavs-ı Rabbânî, Vasıfları Yüksek, Halleri Garib, Evliyâlık Derecesi Büyüktür."

muhammed Bin Câfer Fârîsî: "nihâyete Varmış Velî, Şerîatle Hakîkatı Bir Araya Getiren Kâmil (olgun) Rehber."

yûsuf-i Nebhânî: "ârif Denilen Evliyânın Önderidir. Zikirlerini Ve Virdlerini Uyanık İken Peygamber Efendimizden Alan Büyüklerindendir." Demiştir.

 

kaynaklar

1) Câmiu Kerâmât-il-evliyâ; C.1, S.349

2) Târih-ul-halef; C.2, S.38

3) Esmâ-ül-müellifîn; C.1, S.183

4) El-a'lâm; C.1, S.248

5) Mu'cem-ül-müellifîn; C.2, S.143

6) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; S.1077

7) Kıyâmet Ve Âhiret; S.82

8) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; C.17, S.331

9) Gâyet-ül-emânî Fî Sîreti Seyyidî Ahmed Et-ticânî; (muhammed Bin Hasan Sânî, Beyrut, Tarihsiz)

10) Cevâhir-ul-mesnî (ali Harezm, Kâhire, 1348)

11) The Tijaniyye (jamil Abu'n-nasr, Londra, 1965)

12) The Sufi Orders İn İslâm; S.107

Yorumlar
Kod: IF7LE