Evliyalar, Alfabetik Evliyalar Listesi
Hakîm-i Tirmizî
  30 Mart 2018 Cuma , 23:32
Evliyalar, Alfabetik Evliyalar Listesi; Afganistan evliyaları, Belh evliyaları, Hakîm-i Tirmizî

âlim Ve Evliyânın Büyüklerinden. İsmi Muhammed Bin Ali Bin Hasan Bin Bişr, Künyesi Ebû Abdullah'tır. Hakîm Lakabıyla Tanındı. Tirmiz'de Doğdu. Doğum Târihi Bilinmemektedir. 932 (h.320) Senesi Nişâbûr'da Şehîd Edildi.

hakîm-i Tirmizî Küçük Yaşta Tahsil Hayâtına Başladı. Babasından Teşvik Ve Destek Gördü. Doğduğu Şehir Olan Tirmiz'de Kuteybe Bin Saîd, Sâlih Bin Abdullah Tirmizî, Sâlih Bin Muhammed Es-sa'dî, Hasan Bin Ömer Bin Şakîk, Yahyâ Bin Mûsâ, Utbe Bin Abdullah Mervezî, İbâd Bin Yâkûb Ravagânî, Muhammed Bin Alişakîk, Süfyân Binvekî', Yâkûb Bin Şeybe, Yâkûb Bin Devrekî Ve Başkalarından Hadîs-i Şerîf Öğrendi.

ilim Öğrenme Arzusu İle Yandığı Gençlik Günlerinde Bir Gün, İki Arkadaşıyla Anlaşıp Başka Yerlere Gitmek, Oralarda İlmini Arttırmak Ve Allahü Teâlânın Rızâsını Kazanmak İstedi. Bu Karar Ve Anlaşmayı Annesine Açıkladı. Annesi Buna Çok Üzüldü Ve; "yavrucuğum! Ben Zayıf, Kimsesiz Ve Hastayım. Benim Hizmetlerimi Sen Yapıyorsun. Beni Yalnız, Çâresiz Kime Bırakıyorsun?" Dedi. Bu Sözler Üzerine Genç Muhammed Bin Alitirmizî'nin Gönlüne Dert Düştü Ve Arkadaşlarıyla Yaptığı Anlaşmayı Bozup Seferden Vazgeçti. İki Arkadaşı İse Onu Yalnız Bırakıp, İlim Tahsîli İçin Yola Çıktılar. Buna Ziyâdesiyle Üzülen Muhammed Bin Ali, Ne Annesinden Ayrılabildi, Ne De Gönlünden İlim Aşkını Silip Atabildi. Yalnız Kaldığı Zamanlarda, Tenhâ Yerlerde Uzun Uzun Ağlardı. Yine Bir Gün Mezarlıkta Oturmuş Ağlıyor, Hem De; "ben Burada Câhil Ve İlimden Mahrûm Kaldım, Arkadaşlarım Âlim Gelecekler." Diye Düşünüyordu. Gözlerinden Yaşlar Boşandığı Bir Sırada Âniden Nûrânî Yüzlü, Tatlı Sözlü Bir İhtiyar Çıkageldi Ve; "yavrum Niye Ağlıyorsun?" Diye Sorunca, Başından Geçenleri Anlattı. Bunun Üzerine; "kısa Zamanda O İki Arkadaşını İlimde Geçmen İçin, Her Gün Sana Ders Vermemi Arzu Eder Misin?" Diye Sordu. "evet Arzu Ederim." Cevâbını Verdi.bunun Üzerine Bu Tatlı Sözlü, Nur Yüzlü Mübârek İhtiyar, Muhammed Bin Ali'ye Her Gün Ders Verdi. Üç Yıl Devamlı Ders Okudu. Üç Yıl Sonra, Bu Mübârek Zâtın Hızır Aleyhisselâm Olduğunu Anladı. Sonradan Kendisi; "bu Büyük Devlet, Annemin Rızâsı Ve Duâsı Bereketiyle İhsân Olundu." Buyurmuştur. Her Pazar Gecesi Hızır Aleyhisselâm Ona Gelir, Mânevî Hallerini Birbirlerine Anlatırlardı.

hakîm-i Tirmizî Yirmi Yedi Yaşındayken Hac İbâdeti İçin Mekke-i Mükerremeye Gitti. Bu Yolculuğunu Kendisi Şöyle Anlatır: "bir Zaman Gönlümdekâbe-i Muazzamayı Ziyâret Arzusu Uyandı. Aşkla Yola Çıktım. ırak Ve Basra'ya Uğradım. Mekke'de Hac Zamânına Kadar Kaldım. Kâbe'de Mültezem Denilen Yerde Sabahlara Kadar Duâ İle Meşgûl Oldum. Sonra Duâlarımın Kabûl Edildiğini Anladım. Kalbime, Lüzumsuz Şeylerden Sıyrılma Arzusu Doğdu. Rabbime, Beni ıslah Etmesini, Dünyâlık Şeylerden Uzaklaştırmasını Ve Bir De Kur'ân-ı Kerîmi Ezberlemeyi Nasîb Etmesini İstedim." Bunun Üzerine Hakîm-i Tirmizî, Daha Mekke'de İken Kur'ân-ı Kerîmi Ezberlemeye Başladı Ve Tirmiz'e Dönüşünde De Kısa Bir Süre İçinde Ezberini Tamamladı.

hakîm-i Tirmizî İlmî Çalışmaları Yanında Mânevî İlimlerde De Üstün Bir Dereceye Kavuştu. Ebû Türâb Nahşebî, İbn-i Celâ Gibi Velîlerle Sohbet Edip Onlardan İstifâde Etti. Feyz Ve Bereketlerine Kavuştu. Kendisinden De Çok Kimseler İstifâde Ettiler. Ebü'l-hasan Ali El-kâdî, Ebü'l-hüseyin Muhammed Yahyâ Bin Mensûr, Ebû Ali Nişâbûrî Ve Başkaları Kendisinden İlim Öğrenip Hadîs-i Şerîf Rivâyetinde Bulundular.

hakîm-i Tirmizî'nin Pekçok Kerâmeti Görüldü.

hakîm-i Tirmizî Hazretleri Çok Sayıda Kitap Yazdı. Bâzıları Yazdığı Kitapları Beğenmediler. Bunun Üzerine O Yazdığı Kitapları Ceyhun Nehrine Attı. Büyük Balıklar Kitapları Alıp Muhâfaza Ettiler. İki Sene Kadar Sonra Kitapları İstedi. Balıklar Kitapları Suyun Yüzüne Çıkardılar. Kitaplara Bakıldığında Hiç Suya Düşmemiş Gibi, Hattâ Bir Noktası Dahi Bozulmamış Görüldü. Kitaplarını Beğenmeyenler Gelip Kendisinden Özür Dilediler Ve Tövbe Ettiler.

zamânında Zâhid Olduğunu Söyleyen Birisi Hakîm-i Tirmizî'nin Büyüklüğüne İnanmaz Ve Îtirâz Ederdi. Hakîm-i Tirmizî'nin Evinden Başka Bir Şeyi Yoktu. Dünyâda Sâhib Olduğu Tek Şey Bu Küçük Ev Olup Onun Da Kapısı Yoktu Ve Girişinde Bir Perde Asılıydı. Bir Ara Evinden Ayrılıp Bir Yere Gitmişti. Dönüşünde Kaldığı Yere Bir Köpeğin Girip Yavruladığını Gördü. Belki Yavrularını Alıp Buradan Çıkar Diye Birçok Kere Kulübesine Gitti Geldi. O Gece, Onun Büyüklüğünü İnkâr Eden Kişi Rüyâsında Peygamber Efendimizi Gördü. Resûlullah Efendimiz Ona; "ey Kişi! Evine Giren Bir Köpeği Çıkarmak İçin, Kendiliğinden Çıkar Diye Köpekten Ricâda Bulunarak, Seksen Defâ Gelip Giden Bir Zâtla Kendini Eşit Mi Tutuyorsun? Eğer Ebedî Saâdete Kavuşmak İstiyorsan, Git Onun Hizmetine Kavuş." Buyurdu. Bunun Üzerine, Bu Kişi Hakîm-i Tirmizî'nin Huzûruna Geldi Özür Dileyerek Affına Sığındı Ve Ölünceye Kadar Hizmetinden Ayrılmadı.

hakîm-i Tirmizî Hazretleri Hızır Aleyhisselâmla Görüşürdü. Lâkin Uzun Bir Zaman Hızır Aleyhisselâmı Görememişti. Bir Gün, Temiz Yeni Elbiseler Giymiş, Sarığını Sarmış Câmiye Giderken Bir Mesele Yüzünden Kendisine Kızan Bir Kadının Evinin Önünden Geçiyordu. Kadın, Çocuğunun Kirli Elbiselerini Yıkamış, Leğen De Pis Su İle Dolmuştu. Hakîm-i Tirmizî'yi Evinin Önünden Geçerken Görünce, Leğendeki Suyu Olduğu Gibi Üzerine Attı. Her Tarafı Necâset Ve İdrarlı Su İle ıslandı. Bunun Üzerine Hakîm-i Tirmizî Hazretleri Hiçbir Şey Söylemediği Gibi, Başını Kaldırıp Bakmadı Bile. Biraz Sonra Hızır Aleyhisselâm Geldi Ve; "sen Bu Hakâret Ve Kötülüğe Katlanıp, Sabredip Hiçbir Şey Söylemediğin İçin Bizi Gördün." Buyurdu.

sünnet-i Seniyyeye Tam Uyan, İlmiyle Âmil, Ümmet-i Muhammed'in Büyüklerinden Bir Zât Olan Hakîm-i Tirmizî, Herkesin Dili İle Öğülmüş, Medhedilmiştir. İnce Mânâları Açıklama Ve Îzâh Husûsunda Bir Üstâd, Hadîs İlminde İse Sika (sağlam, Güvenilir) Bir Âlimdi. Sözleri Kâmil, Hilmi (yumuşaklığı) Pek Ziyâde, Şefkati Çok Ve Ahlâkı Pek Güzeldi. Peygamber Efendimizin Mübârek Ahlâkı Onda Görülürdü. Meşhûr keşf-ül-mahcûb kitabının Sâhibi Hucvurî; "hakîm-i Tirmizî Çok Büyük, Mübârek Bir Zâttır. Benim Yanımda Öyle Bir Kıymeti Vardır Ki, Kalbim Tamâmen Ona Bağlanmıştır. Benim Üstâdım Onun İçin "muhammed Bin Ali, Tek Olan İri Bir İncidir. Cihanda Eşi Az Bulunur." Buyurdu." Demiştir. Çok Kıymetli Ve Mânâlı Sözlerinden Dolayı, Hakîm-i Evliyâ (velîlerin Hikmetli Söz Söyleyenlerinden) İsmi Verilmiştir.

hikmetli Sözleri Çoktur. Birgün Kendisine; "îsâr Nedir?" Diye Sordular. Cevâbında; "başkalarının Lezzetini Ve Rahatlığını, Kendi Lezzet Ve Rahatlığına Tercih Etmektir." Buyurdu.

"şükür Nedir?" Diye Sordular. Cevâbında; "şükür; Gönlünün, Nimet Veren Allahü Teâlâya Tam Bağlı Olmasıdır." Buyurdu.

huşû Sâhibi Olanların Kimler Olduğu Sorulduğu Zaman: "huşû Sâhibi Olanlar; Arzu Ateşi Sönen, Kalbindeki Arzu Ve Maksaddan Tad Alma Dumanı Sükûnet Bulan, Kalbi İslâmiyete Hürmet Ve Tâzim Nurları Saçan, Böylece Nefsin Arzuları Ve Şehvetleri Ölen, Fakat Kalbi Ve Rûhu Dirilen; Bunun İçin De Âzâları Ve Bedeni, Huşû' Ve Sükûnet İçinde Bulunanlardır." Cevâbını Verdi.

kendisine, "îmânın Gitmesine En Çok Sebeb Olan Günah Nedir?" Diye Sordular. Buyurdu Ki: "üç Günah Vardır: Birincisi; Îmân Nîmetine Kavuştuğuna Şükretmemek. İkincisi; Îmânın Gitmesinden Korkmamak. Üçüncüsü; Müminleri İncitmek Ve Onlara Eziyet Etmek. Biliniz Ki, Peygamber Efendimiz;"haksız Yere Bir Müslümanı İncitmek, Kâbeyi Yetmiş Defa Yıkmaktan Daha Büyük Günahtır."buyurdular.

allahü Teâlânın Sevgili Kullarından Soruldukta; "evliyâyı Küçük Görmek, Allahü Teâlâyı Tanımanın Azlığından İleri Gelir. Her Makâmın Kendisine Has Bir Ehli Vardır. Kim Bir Makâma Çıkmak Arzu Ettiği Halde, O Makâmın Ehline Yâni O Makamdakilere Hürmet Etmezse, O Makamdan Hâsıl Olacak Bereketten Mahrum Olur. Ayrıca Ulaştığı Makam, Yavaş Yavaş O Kimseyi Helâke Sürükler." Çünkü Yolda Yürürken Düşen Bir Kimsenin Düşmesi İle, Bir Binânın Beşinci Katından Düşmek Arasında Çok Fark Vardır. Kalbin Kıymetini Ve Vaktin Ehemmiyetini Şu Sözleriyle Beyân Etti Ve: "kalbin Ve Vaktin, Sana Bir Sermayedir. Fakat Sen Kalbini Kötü Zanlarla (allahü Teâlânın Sevgisinden Başka Şeylerle) Doldurdun. Vaktini De Mâlâyânî, Boş Ve Faydasız Şeylerle Geçirdin. İflâs Etmiş, Sermâyesini Kaybetmiş Olan Bir Kimse, Nasıl Kâr Edebilir?" Buyurdu.

"kalblerin Kemâli, Allahü Teâlâdan Korkmaktaki Kemâl İle, Nefslerin İtminâna Kavuşması (azgınlık Ve Taşkınlıktan Kurtulması) Da, Takvânın (haramlardan Uzaklaşmanın) Kemâli İledir."

"dünyâ; Hükümdarlar İçin Gelin, Zâhidler İçin Aynadır. Hükümdarlar Onunla Güzelleşir, Zâhidler İse Âfetlerine Bakarak Ondan Uzaklaşıp Terk Ederler."

"allahü Teâlânın Kullarına Ve Dînine Hizmet Edecek Olanların, Tevâzu Ve Teslimiyet Sâhibi Olması Şarttır."

"nefsin, Sende Mevcud Olduğu Hâlde, Sen Allahü Teâlâyı Tanımak İstiyorsun. Halbuki Senin Nefsin, Daha Kendisini Dahi Tanımış Değildir, Rabbini Nasıl Tanıyacak?"

"islâmiyetin, Müslümanlığın Aslı Şu İki Şeydir: Allahü Teâlânın Yapmış Olduğu İyilik Ve İhsânı Görmek (ona Göre Şükretmek), Diğeri İse Hicrân, Yâni Âhirette Çok Fecî Ve Acıklı Bir Hâle Düşmek Korkusu."

"allahü Teâlâ Kullarının Rızkına Kefil Olmuştur. Kullarına Da Tevekkül Etmeyi Emretmiştir. O Hâlde İnsanlar, Allahü Teâlânın Kefil Olduğu Şeyle Uğraşmayıp, Teklif Ettiği Şeylere, Yâni O'nun Dînine Hizmete Koşmalıdırlar."

"kimin Arzusu Din, Yâni Âhiret Olursa; Bu Hayırlı Düşüncesi Hürmetine, Dünyevî İşleri De Âhiret İşi Hâline Gelir. Bir Kimsenin Düşüncesi De Dünyâ Olursa; Niyetinin Bozukluğu Sebebiyle, Âhiret İşleri De Dünyâ İşi Hâline Gelir."

kendisine Nefsin Kötülüğünden Sorulduğunda O; "şeytanın İnsana, Gâfil Olduğu Bir Zamanda Yaptığı Zarar, Yüz Aç Kurdun, Bir Koyun Sürüsüne Yaptığı Zarardan Daha Fazladır. İnsanın Nefsinin Kendisine Yaptığı Zarar Da, Yüz Şeytanın Yaptığı Zarardan Fazladır." Buyurdu.

"allahü Teâlânın Zikri Ve O'na İbâdetle Öyle Meşgûl Olmalı Ki, O'ndan Herhangi Bir Şey İstemeye Fırsat Kalmamalıdır."

"her Kim, Haram Bir Kuruşu Alacaklısına İâde Ederse, Nübüvvetten Bir Nûra Kavuşur." Buyurdu.

hakîm-i Tirmizî; Tefsîr, Hadîs, Fıkıh, Kelâm Ve Tasavvuf İlimlerinde Kıymetli Pekçok Eser Telif Etmiştir. Bu Hususta Kendisi Şöyle Anlatır: "yazdığım Kitapları, Bana İsnâd Edilsin, Bunun Kitapları Denilsin Diye Telif Etmedim. Fakat Haller Beni Kaplayıp, Kendimden Geçtiğim Zamanlar, Telif İle Teselli Bulurdum." Böylece Yazdığı Eserleri, Allahü Teâlânın Yardımı İle Telif Ettiğini Beyân Buyurdu.

pekçok Risâleleri Mevcut Olmakla Berâber, Yazdığı Meşhûr Kitapları; kitâb-ül-furûk, Hatm-ül-vilâye Ve İ'lel-üş-şer'iyye, Nevâdir-ül-üsûl Fî Ehâdîs-ür-resûl, Gars-ül-muvahhidîn, Erriyâdatü Ve Edeb-ün-nefs, Gavr-ül-umûr, El-menâhî, Şerh-üs-salât, El-mesâil-ül-meknûne, El-ekyâs Ve'l-mu'terrîn, Beyân-ül-fark Beyn-es-sadr, El-akl Ve'l-hevâ'dır. Bunların Dördü Hâriç, Diğerleri Basılmıştır.

 

kerâmet Ve Menkîbeleri

o Hâlde Atmadın

ebû Bekr Verrâk Anlatır: Hakîm-i Tirmizî Bana Cüzler Ve Bir Risâle Vererek: "al Bunları Ceyhun Nehrine At." Buyurdu. Bunları Aldım, Fakat Atmaya Gönlüm Râzı Olmadı, Götürüp Evime Gizleyerek Yanına Geldim. "attın Mı?" Diye Sordu Ve: "ne Gördün?" Dedi. "hiçbir Şey Görmedim." Dedim. "o Halde Onu Atmadın, Tekrar Git Ve Onu Suya At." Dedi. Hemen Geri Döndüm. Fakat Hem Atmanın Acısı, Hem De Göreceğim Şeylerin Heyecanı Beni Şaşırtmıştı. Evden Cüzleri Ve Risâleyi Aldım, Suya Attım. Derhal Su İkiye Ayrıldı. Kapağı Açık Bir Sandık Meydana Çıktı. Attığım Cüzler Ve Risâle İçine Düştü Ve Sandığın Kapağı Kapandı, Su Da Eski Hâlini Aldı. Hakîm-i Tirmizî'nin Yanına Geldim Ve Gördüğüm Şeylerin Hepsini Anlattım." "tamam Şimdi Atmışsın." Buyurdu. "efendim Bağışlayınız. Allahü Teâlânın Hakkı İçin Bu İşin Sırrını Bana Anlatınız." Dedim. Cevâbında; "büyüklerin İlmine (tasavvufa) Dair Bir Risâle Telif Etmiştim. Onun İnce Mânâlarını Keşf Ve İdrakten Akıl Âcizdi. Bunu, Kardeşim Hızır Aleyhisselâm Benden İstedi. O Sandığı Onun Emri İle Bir Balık Oraya Getirdi. Allahü Teâlâ Da Suya, Bu Sandığı Ona Ulaştırması İçin Emir Verdi." Buyurdu.

 

kaynaklar

1) Tekziret-ül-evliyâ; S.248

2) Nefehât-ül-üns; S.169

3) Risâle-i Kuşeyrî; S.127

4) Tabakât-ül-kübrâ; C.1, S.101

5) Hilyet-ül-evliyâ; C.10, S.233

6) Tabakât-üş-şâfiiyye; C.2, S.245

7) Tabakât-üs-sûfiyye; S.217

8) Büdüvvûşân

9) Sıfat-üs-safve; C.4, S.146

10) Tabakât-ı Ensârî; S.253

11) Câmiu Kerâmât-il-evliyâ; C.1, S.100

12) Brockelman; Gal.1, S.163, 199

13) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; C.4, S.124

Yorumlar
Kod: YWN3V