Evliyalar, Alfabetik Evliyalar Listesi
Zeynelâbidîn Münâvî
  30 Mart 2018 Cuma , 23:39
Evliyalar, Alfabetik Evliyalar Listesi; Mısır evliyaları, Kâhire evliyaları, Zeynelâbidîn Münâvî

evliyânın Büyüklerinden. İsmi, Zeynelâbidîn Bin Abdurraûf’dur. Doğum Târihi Ve Yeri Bilinmemektedir. 1613 (h.1022) Senesi Zilka’de Ayının Dördüncü Günü Mısır’da Vefât Etti. Câmi-ül-ezher'de, Büyük Bir Kalabalık Tarafından Cenâze Namazı Kılındı. Velî Bir Zât Olan Şeyh Ahmed Zâhid İle Şeyh Midyen Eşmûnî’nin Kabirleri Arasına Defnedildi.

ibn-i Münâvî, câmi’-us-sagîr adli Eseri Açiklayan Büyük Âlim Münâvî’nin O?ludur. O Da Babasi Gibi Âlimdi. Çok İbâdet Ederdi. Dünyâya Düşkün Olmadi?i Gibi, Haramlardan Kaçmakta Herkesten Öndeydi. Babasinin Derslerinde Yetişti. Daha Yedi Yaşinda Kur’ân-i Kerîmi Ezberledi. On Yaşinda Birçok Kitabi Okuyup Ezberlemişti. Okudu?u Kitaplardan Bâzilari Şunlardir: İbn-i Arslan’in zebid’ini, Nahiv İlmine Dâir tuhfet-ül-verdiyye, sa'düddîn Teftâzânî'nin kitâb-ül-irşâd’i Ve Başkalari. Ezberledi?i Kitaplari Zamâninin Büyük Âlimlerinden Şemsüddîn Muhammed Remlî’ye, Onun Vefâtından Sonra Da Hatîb Şihâbüddîn Ahmed Şerbînî Ve Şeyh Harrâz Gamrî’ye Tekrar Okuyup Dinletti. Arabî İlimleri Şeyh Abdülkerîm Bulâkî’den, Usûl İlmini Şemsüddîn Muhammed Me’mûnî, Altıparmak Ve Mısır Kâdısı Arapzâde’den, Tefsîr, Hadîs, Neseb, Hesab, Hendese Ve Başka İlimleri De Büyük Âlim Ali Bin Gânim Makdisî’den Öğrendi. Ayrıca Hadîs-i Şerîf İlmini Hâfız Ebü'n-necâ Sâlim Senhûrî İle Hâfız Şihâbüddîn Ahmed Metbûlî Ve Mâlikî Mezhebi Âlimlerinden Kâdı Bedreddîn Karâfî’den Tahsîl Etti. Bütün Hocaları Kendilerinden Rivâyette Bulunmaya Onu Selâhiyetli Kılıp İcâzet, Diploma Verdiler. İbn-i Münâvî Daha Sonra Tasavvuf Yoluna Girdi. Halvetiyye Yolunun Büyüklerinden Oldu. Halvetiyye Yolundaki İcâzeti Şeyh Sâlih Muhammed Türkî Halvetî, Şeyh Ahmed Acemî, Şeyh Abdullah Rûmî, Şeyh Muhammed Yünânî, Şeyh Muharrem Rûmî Ve Başkalarından Aldı.

ibn-i Münâvî, Zamanlarını İbâdet Ve Tefekkürle Geçirirdi. Yanına Gelenler, Onu Namaz Kılarken Veyâ Zikrederken Bulurlardı. Onu Başka Bir Hâlde Gören Olmadı. Gecenin Tamâmını İhyâ Eder, İbâdetle Geçirirdi. Yumuşak Huylu Ve Çok Merhametli İdi. Küçük Büyük, Çok Kimse Kendisinden İstifâde Etti. İbâdet Esnâsında Resûlullah Efendimizin Mübârek Cemâlini Gördü.

daha Bülûğa Ermeden Önce, Babası Onu Bir İş İçin Bir Yere Gönderdi. Yolda İbn-i Uzmâ İle Karşılaştı. İbn-i Uzmâ'yı Tanımazdı. İbn-i Uzmâ Ona; “ey Zeynelâbidîn” Diye Seslendi. Bunun Üzerine Yanına Gitti. İbn-i Uzmâ Onun Ağzına Bir Buğday Tânesi Koydu. Sonra Da; “şimdi Git, Biz Seni Mahrûm Etmedik!” Buyurup Duâ Etti.

ibn-i Münâvî Mânen Üstün Bir Derecedeydi. Âhirete İntikâl Etmiş Olan, Bâzı Velîlerin Rûhları Hânesine Gelir, Onunla Olurlar, Bâzı İşlerden Haber Verirlerdi. Şeyh Şâh Veliyyüddîn Acemî’nin Rûhu Çok Defâ Onu Ziyâret Eder, Onunla Birlikte Olurdu. Daha Küçüklüğünde Nûrlar Görür, Sesler Duyar Ve Haberler Dinlerdi. Çok Güzel Rüyâlar Görürdü.

zeynelâbidîn Münâvî, İmâm-ı Şâfiî Hazretlerinin Kabrine Gittiğinde, İmâm-ı Şâfiî, Kabrinden Ona Seslenir, Bâzan Da Kabri Yarılır, İçinden Elini Uzatır Ve Ona Bir Şey Verirdi.

zeynelâbidîn, Dedesi Yahyâ Münâvî’nin Kabrini Ziyârete Gittiğinde, Onu, Üzerinde Siyah Bir Elbise İle Kabrinin Üstünde Oturmuş Bir Hâlde Bulurdu. Onunla Uzun Uzun Konuşur Ve Duâ Ederdi.

âriflerin Büyüklerinden Olan Himsânî Anlatır: “ilm-i Ervâh’dan Haberi Olan Evliyânın Büyüğü, Tarme Sa’dî Mısrî’yi Gördüm. Önünde Nûr Gibi Bir Zât Vardı. Bu Kimdir? Diye Sordum. O Da Zeynelâbidîn Münâvî’dir. O Kabir Ehline Vekil Kılındı.” Dedi.

muhibbî Şöyle Anlatır: “şeyh Abdülkâdir Feyyûmî’nin Oğlu Hastalanmıştı. Bu Sırada Zeynelâbidîn Münâvî İle Karşılaştı. Ona Oğlunun Hasta Olduğunu Arz Etti. Zeynelâbidîn Münâvî, Oğlunun Yanına Gitti. Bir Müddet Sohbet Etti. Sonra Duâ Edip Ayrıldı. Ondan Sonra Şeyh Abdülkâdir Feyyûmî'nin Oğlu, Hastalıktan Kurtulup Şifâ Buldu.

zeynelâbidîn, Saîd Denilen Yerde Bulunan Babasının Yanına Gidiyordu. Yolda Birisi, Hiçbir Suçu Olmadığı Hâlde Mızrağı İle Ona Vurdu. Fakat Zeynelâbidîn’e Bir Şey Olmadı. Bir Müddet Sonra, Başka Birisi Gelip, Zeynelâbidîn’e Mızrağı İle Vuran O Şahsın Boynunu Hiç Sebeb Yokken Kesti. Böylece Allahü Teâlânın Sevgili Kuluna El Kaldırmanın Cezâsını Çekti.

yine Bir Defâsında, Babasının Alacağını Almak İçin Birisinin Yanına Gitmişti. Yanına Gittiği Şahıs Zeynelâbidîn’e Hakâret Edip Vurdu. Aradan Kısa Bir Müddet Geçmişti Ki, Bulunduğu Şehrin Vâlisi, Ona Büyük Bir Borç Yükledi. Ayrıca Çok Da Hakâret Etti.

bir Defâsında O Şöyle Buyurmuştu: Yanıma Hiçbir Kimse Oturmasın Ki, Allahü Teâlânın İzniyle Onun Kalbinden Geçenleri Bilmeyeyim. Eğer Allah Korkusu Olmasaydı, Düşmanların Ekseriyetinin Ayıplarını Ortaya Çıkarırdım.

ibn-i Münâvî’nin Yazdığı Eserlerden Bâzıları Şunlardir: 1) Şerh-ul-meşâhid Li-ibn-i Arabî, 2) Hâşiyetün Alâ Şerh-il-minhâc Lil-celâlüddîn-i Mahallî, 3) Şerhun Alâ Mukaddimet-ül-ezheriyye, 4) Şerh-üt-tâiyye İbn-i Fârid, 5) Hâşiyetün Alâ Ravd-il-ünf.

 

kerâmet Ve Menkîbeleri

dediği Gibi

zeynelâbidîn Bin Abdürraûf, Bir Gün Otururken, Talebelerinden Birisi Kapıyı Çaldı. Zeynelâbidîn Kapıya Çıktı. Kapıyı Çalan Talebesi İle Bir Şeyler Konuştuktan Sonra Geri Döndü Ve Buyurdu Ki: “bu Gelen Falanca Zâttı. Memleketinde Çocuğu Varmış, Hastalandığını Haber Vermişler. Çocuğunun Şifâ Bulması İçin Kâğıda Bir Şeyler Yazıvermemi İstedi. Bir Şey Yazmadım. Çünkü Çocuğu Bugün Vefât Etti.” Birkaç Gün Sonra O Şahsın Oğlunun Zeynelâbidîn Hazretlerinin Dediği Günde Vefât Ettiği Haberi Geldi.

 

kaynaklar

1) Mu’cem-ül-müellifîn; C.4, S.196

2) Hulâsât-ül-eser; C.2, S.193

3) Esmâ-ül-müellifîn; C.1, S.379

4) El-a’lâm; C.3, S.65

5) Câmiu Kerâmât-il-evliyâ; C.2, S.18

6) Keşf-üz-zünûn; C.1, S.617, 918

Yorumlar
Kod: JG9MG